| Zihinsel Özürlü Çocukların Geldikleri Ailelerin Özellikleri |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı |
| Cumartesi, 13 Eylül 2008 08:49 |
|
1 - Bu çocukların genellikle fakir ve çok fakir ailelerden geldikleri söylenebilir. 2- Ailede çocuk sayısı genellikle fazladır. Sırası ile 6-5-4-3 ve 2 çocuk vardır. Bu durum çocuğun yeterli bakım ve ilgi görmesini sınırlamaktadır. 3- Ailede anne ve baba gündüz çalışmaktadır. Evde çocukla meşgulolan kimse yoktur. Çocuk ana ve babanın sıcak sevgi, ilgi ve bakımından yoksundur. 4- Anne babanın eğitim seviyesi çokluk sırasına göre aşağıda ki durumlardadır. a-Hiç eğitim görmemiş ana babalar. b-Çok az eğitim görmüş aileler. c-İlk veya orta okul eğitimi görmüş ana-babalar, d-Nadiren yüksek öğretim görmüş ana-babalar. 5- Anne baba arasında sık sık geçimsizlikler görülür. Bu ailelerde genellikle çocuklar istenmeyen varlıklardır. 6- Genellikle anne ve baba yaşlıdır. Annenin doğum yaptığı zaman yaşı 40'ın üzerindedir. Çok genç doğum yapan annelerin çocuklarından da zihinsel özürlü olanlara rastlanmaktadır. 17 yaştan küçük ve 37 yaştan büyük annelerin doğumları riskli doğumlar olarak nitelenmektedir. Yaş 17'den aşağı 37'den yukarı çıktıkça zihinsel özürlü doğumların sayısı da artmaktadır. Özellikle mongoloid çocukların annelerinin yaşı 45'in üzerindedir. 7- Anne gebeliği sırasında sağlık muayenesi ve kontrolü olmamaktadır. Doğumu bir hastanede yapılmamaktadır. Gebeliği sırasında kontrol altında bulunan anneler %50 fazla normal doğum yapma şansına sahiptirler. Özürlü bir çocuk, ailede büyük bir hayal kırıklığı olarak algılanmakta ve yoğun bir kaygı ve endişe kaynağı oluşturmaktadır. Bu kaygı ve endişe düzeyi özrün veya hastalığın derecesine, aile bireylerinin psikolojik olgunluklarına, maddi kaynaklarına ve çevrenin ne derece destek olduğuna bağlı olarak değişmektedir. Kaygı ve endişenin düzeyi aileden aileye değişmekle birlikte bir ölçüde, ailenin böyle bir duruma hazır olup olmamasına ve bu durumla başa çıkabilmesi için harcadığı çabalara bağlı olmaktadır. Yapılan bir araştırmada özürlü bir çocuğa sahip ailelerin yaşadıkları kaygı ve endişe duygularının çok yönlü olduğu ve çocuğun özrünün kesin olarak teşhis edilmesinden sonra kabule doğru geliştiğini göstermektedir. Anne babanın özürlü çocuklarıyla ilişkileri incelendiğinde, annelerinde bulunduğu zamanlarda babaların çocuklarının fiziksel, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarıyla daha az ilgilendiği sonucuna varılmaktadır. Annelerin kaygı ve endişelerinin düzeyi özürlü çocukların yaşı ilerledikçe artmaktadır. Daha büyük yaşta çocuğa sahip anneler, daha küçük yaşta özürlü çocuğa sahip annelere oranla daha fazla kaygılı ve endişeli bulunmuştur. Yapılan araştırmalara göre, çocuğun yaşı ilerledikçe ailenin özellikle aile ilişkilerine ve geleceğe ilişkin kaygı ve endişeleri yoğunlukla yaşadıklarını göstermiştir. çocuğun zeka geriliğine kendilerinin neden olduğunu düşünen ve yoğun suçluluk duyguları ile dolu ana-babanın izleyeceği iki hatalı yol vardır. Birincisi, "Bu çocuğu ben böyle yaptım, o halde her şeyini yerine getirmeliyim" düşüncesiyle çocuklarını aşırı kollamaları ve böylelikle çocuğun gerçek kapasitesine ulaşmasını engellemeleridir. İkincisi ise: Bunun tersi bir düşüncedir. çocuğunun zeka özrüne kendinin neden olduğu fikri kabul edilmesi çok zor bir duygudur. Böylece "Ben çocuğumu geri zekalı yapmadım.O halde benim çocuğum geri zekalı değil. Normal çocukların yapması gereken her şeyi yapabilir," şeklindeki bir mantıktan hareketle, çocuklarından çok aşırı beklentileri olabilir, Bunun sonucunda da, hiçbir zaman kazanamayacağı bir yarışa sokulan çocukta, içe çekilme, yeteneğinin de altında davranma, saldırganlık gibi olumsuz davranışlar gözlenebilir. Pek çok ana-baba suçluluk ve yetersizlik duygularını bir uzmanla paylaşmanın çok rahatlatıcı olduğunu söylemektedir. Ancak ilk anlarda gözlenen bu rahatlamayı ileriki yıllarda bir bıkkınlık ve çaresizlik izleyebilmektedir. Özellikle ülkemizde bu tür çocuklara yardım iletecek kuruluşların yok denecek kadar az olması, çocukların tüm günlerini evde geçirme zorunluluğu, ailelerin çocuklarına nasıl yaklaşacaklarını bilmemeleri ve ekonomik güçlükler bu sorunun giderek büyümesine yol açmaktadır. Zeka özürlü çocuğu olan aileler, çoğu kez çocuklarıyla olduğu kadar çevreyle de uğraşmak zorunda kalır, Çevreden gelen, "Bu çocuğu evden uzaklaştırmalısınız, diğer çocuklar onun yaptıklarını yapıp anormal olabilir" şeklinde ki önerilerde ailenin içinde bulunduğu çatışmayı arttırıcı bir yaklaşım olabilmektedir. Dost ve akrabaların sürekli olarak sordukları çocuğa ilişkin soruları yanıtlamak aile için zor bir deneyim olabilmektedir |






![]() | Bugün | 17 |
![]() | Dün | 84 |
![]() | Toplam | 11733 |
