| Konuşma Bozukluğu |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı |
| Cumartesi, 13 Eylül 2008 08:32 |
|
KONUŞMA VE DİL BOZUKLUKLARI A- TANIM VE SINIFLANDIRMA: Çocukların dil gelişimlerinde beklenen aşamalarda gecikmeler olması, konuşmanın dikkati konuşana çekecek kadar normalden çok farklılık göstermesi ve iletişim bozukluğu, koptuğu durumlar, konuşma ve dil bozuklukları şeklinde tanımlanmaktadır. B- KONUŞMA BOZUKLUKLARININ TÜRÜNE GÖRE NEDENLERİ ÖZELLİKLERİ VE EĞİTİMLERİ 1- Konuşma Bozuklukları: En yaygın konuşma bozuklukları sesin üretimindeki bozukluklar (artikülasyon bozukluğu) , ses üretimindeki bozukluklar (ses bozuklukları) ve konuşmanın pürüzsüz bir şekilde akışını engelleyen akış bozukluklarıdır. Ayrıca gecikmiş konuşma ve afazi görülmektedir. a- Artikülasyon ( Eklemleme) Bozukluğu: Pihillips artikülasyonu, dil, dudak, alt çene, dişler ve damağın (artikülatörlerin) işbirliği halinde çalışarak anlamlı oral semboller oluşturma süreci olarak tanımlamıştır. Artikülasyon bozukluğu 4 şekilde görülmektedir; * Sesin değiştirilmesi (sarı-sayı, kamyon- kamyon) * Sesin düşürülmesi (saat-sat, kapı-apı) * Ses ekleme (tren-tiren, avlu-havlu) Artikülasyon bozukluğu çeşitli nedenlerden kaynaklanmaktadır.Bunlar; * Yapısal Bozukluklar:Çene yapısındaki ve işleyişindeki bozukluk, dişlerin bulunmayışı, düzenin bozuk oluşu, dudakların yapısının çok gergin, yarık, çok ince oluşu, damağın aşırı yüksek yada basık tavanlı oluşu, dilin aşırı büyüklüğü,alt çenenin ileri yada geri oluşu, dilin devinme yetersizliği, damakta yarık olması gibi. * İşitme engelli bireylerde gerekli doğru sesin algılanmaması * Serebral Palsy’li kişilerde (kas hareketinin kontrol ve koordinasyonunda güçlüğe sahip kişiler) beyin hasarının konuşma merkezini etkilemesi. * Travmatik beyin hasarları * Evde konuşulan dil, çevredeki konuşma örnekleri, konuşma eğitiminde yanlış yöntem izleme sonucunda konuşmanın öğrenilememesi. * Zihinsel gerilikler. * Duyusal ve kişilik bozuklukları * Konuşma organlarının doğru kullanılamaması Artikülasyon bozukluklarının düzeltilmesi önce doğru bir tanılamayı gerektirir. Eğitimlerinin ilk aşaması; çocuğu problemin farkına vardırmak ve bu bozukluğun düzeltilmesi için istekli hale getirmektir. Durumun farkına vardırma çalışmalarında, çocuğun söylediği yanlış sesli sözcüklerin doğru sesle olanı öğretmen tarafından çocuğu dinletilerek doğru ile yanlış arasındaki fark bulundurulmaya çalışılabilinir. b- Ses Bozuklukları * Sesin perdesi ile ilgili bozukluklar * Sesin şiddeti ile ilgili bozukluklar * Sesin kalitesi ile ilgili bozukluklar * Sesin esnekliği (entonasyonu) ile ilgili bozukluklar Ses Bozukluğu Nedenleri: * Doğuştan ve sorandan kazanılmış larinks, farinks, ağız ve burun patolojileri gibi organik bozukluklar * Ruhsal veya çevresel etmenlerden kaynaklanan foksiyonel bozukluklar. * Fonksiyonel bozuklukların neden olduğu organik bozukluklar. * Organik bozuklukların neden olduğu fonksiyonel bozukluklar. * Soğuk algınlıkları ve alerjilerin larikste nodüle yol açması. Terapi çalışmalarında genel olarak şu noktalara dikkat edilmelidir: 1. Ses bozukluğunda terapinin genel amacı çocuğa mümkün olan en iyi konuşma sesini kazandırmaktır. Genel amaç gayet açık olarak belirtilmeli ve kabul edilmelidir. Ses bozukluğunun çeşidine göre ayrı amaç saptamak genel konuşma sesi kazandırmayı gölgeleyebilir. 2. Tıbbi muayene şarttır. Ses problemi olan her çocuk doktor muayenesinden geçirilmelidir. Doktorun ses terapi çalışması gerekir veya ses terapi çalışmasının sakıncası yoktur dediği vaka’lar terapiye alınmalıdır. Bunun aksi çocuğa yardımcı olalım derken daha büyük organik problemler yaratmak veya geliştirmekle sonuçlanabilir. 3. Ses bozukluğunun nedenleri veya ilişkili olduğu yan etmenler iyice bilinmelidir. Nedenlerin ortadan kaldırılmasına veya azaltılmasına öncelik verilmelidir. Yan etmenler arasında, çocuğun kişilik veya duygusal problemi onun ses bozukluğu problemini etkiliyor görünüyorsa böylesi vaka’ların psikiyatrik bir terapiye alınması gereği üzerinde önemle durulmalıdır. 4. Bazı ses problemleri geçici bir süreyle kendini gösterir. Bu gibi vaka’larda terapi yerine anlayış gösterme daha önemlidir. 5. Terapiyi gerektiren vaka’larda akıldan çıkarılmaması gereken bir husus, sesin ses mekanizmasının bir ürünü olduğudur. Öyleyse her çocuğun sesi kendi ses mekanizmasının özelliği olacaktır. Bunun dışında ona ana, baba veya öğretmeninin uygun gördüğü sesi kazandırma isteği hiçte uygun bir tutum olmaz. 6. Uzman, diğer konuşma engellilerin terapisinde olduğu gibi, ses bozukluğu terapisi için de bir ön hazırlık yapmalıdır. 7. Ses problemi hangi tür olursa olsun çocuk, kendi sesinin aksayan bir yönü olduğunu fark etmelidir. 8. Her türlü ses probleminin terapisinde “işitme eğitimi” çalışmaları faydalıdır. Sesin şiddeti ile ilgili bozukluklarda, problemin bilinen bir nedeni yoksa nefes ve gevşeme çalışmaları oldukça yararlı olmaktadır. Sesin perdesi ile ilgili bozukluklarda ise, problemin farkına vardırma ve işitme eğitimi gerekmektedir. Sesin kalitesi ile ilgili bozukluklarda, genzellik dışındaki kalite problemlerinde sesin perdesi ve şiddeti ile ilgili yukarıda kullanılan yöntemler etkili olmaktadır. Genzellik probleminde ise artikülasyon bozuklukları ile ilgili kullanılan teknikler daha yararlıdır. Sesin kalitesi ile ilgili bozukluklarda eğitim süreci boyunca şu adımlar izlenmelidir: * Bozuk olan sesli ve sessizlerin belirlenmesi * Çocuğu problemin farkına vardırma * Ayrı sesler halinde düzgün tonda ses çıkarmasını öğretme * Öğretilen yeni ses tonunu pekiştirme * Günlük yaşamda kullanılır hale getirme Ses bozukluğu probleminin oluşmaması için ise aile ve öğretmenler önemli görevler düşmektedir: * Bağırmanın çığlık atmanın devamlı yüksek sesle konuşmanın doğol sınırların dışında tiz ve bas ses kullanımının ses sağlığına olan olumsuz katkıları konusunda öğrenci ve çocuklar uyarılmalıdır. * Çocukları bağırmak zorunda bırakmayacak ev ve öğrenme ortamları yaratılmalıdır. * Sık sık soğuk algınlığı olan ve sesi kısılmaya eğilimli olan çocuklara özel ilgi gösterilmelidir. c- Akış bozuklukları Konuşmanın akıcılığında görülen problemlerdir. Konuşma esnasında dinleyenleri rahatsız edecek şekilde konuşmada duraklamalar, gürültü ve acele konuşma veya kekemelik şeklinde görülebilir. Kekemelik: Pamir kekemeliği konuşma akıcılığında duraklama, uzatma, yineleme ve bazen beden hareketleriyle birlikte gözlenen sözel iletişimin, düzen ve estetiği etkileyen bir ritm bozukluğudur şeklinde tanımlamıştır. Aşağıdakilerden birinin yada birden fazlasının sık ortaya çıkması ile belirli konuşmanın olağan akıcılığında ve zamanlama örüntüsünde bozukluk olması; 1. Ses ve hece yinelemeleri 2. Sesleri uzatma 3. Ünlemlemeler 4. Sözcüklerin parçalanması (örn. Bir sözcük içinde ara vermeler.) 5. Duyulabilir yada sessiz bloklar (konuşma sırasında doldurulan yada doldurulamayan ara vermeler) 6. Dolambaçlı yoldan konuşma (söylenmesi sorunlu sözcüklerden başlamak için bu sözcüklerin yerine başka sözcükler kullanma) 7. Sözcükleri aşırı bir fiziksel gerginlikle söyleme 8. Tek heceli sözcük yinelemeleri Konuşma akıcılığı bozukluğu okul başarısını, mesleki başarıyı ve toplumsal iletişimi bozar. Kekemeliğin giderilebilmesi için; 1. Gelişimin seyrinin 2. Muhtemel nedenlerinin 3. Devam ettirici ve ağırlaştırıcı koşullarının 4. Devamını sağlayan şimdiki çevre koşullarının 5. Eğitimde yardımcı olabilecek koşulların belirlenmesi gerekmektedir. a- Fonoloji: Kelimeleri oluşturan seslerin ve bu seslerin farklı şekilde kullanımının kurallarını belirler. Fonolojik bozuklukta seslerin çıkartılması ile ilgili herhangi bir problem söz konusu değildir. Kişi sesleri kurallarına uygun şekilde üretmede ve seslerin fonolojik sisteminin çeşitli seviyelerini anlamada güçlük çekmektedir. b- Morfoloji: Kelimelerin yapısı ve kelime formlarının oluşturulması ile ilgili dil kuralları sistemidir. Çoğulların, zamanların, bağlaçların vb. dil öğelerinin doğru şekilde kullanımını içermektedir. Morfolojik bozukluğu olan çocukların ortalama sözce uzunluğu yaşından beklenenden daha kısa olmaktadır. c- Sentaks: Bir cümledeki kelime birleşimleri ve sırasını cümlenin öğeleri arasındaki ilişkileri düzenleyen dil kuralları sistemidir. d- Semantik: Kelimeler ve anlamları arasındaki ilişkiyi belirlemektedir. e- Pragmatik: dilin sosyal yönünü ele alan sistemdir. İletişimde dilin nasıl kullanılacağını yani fonksiyonu belirlemektedir. Özellikle otistik çocuklarda kullanımı zayıftır. 3. Dil ve Konuşma ile İlgili Diğer Bozukluklar a- Afazi (Söz yitimi): Genel olarak afazik bozukluklar, bireyin dile ait sembolleri kullanmasını ve birbirinden farklı durumlara uygun biçimde davranmasını engelleyen bir yoksunluk durumudur ve bu durum sembolleştirme sürecinde anlamlı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle afazi, sembol davranışların yokluğu süreçlerinde yada konuşma, okuma, yazma gibi dış sembol süreçlerinde farklı derecelerinde ortaya çıkabilir. b- Gecikmiş Konuşma: Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri yada konuşma gelişimi açısından daha yavaş bir gelişime gösteriyorsa o konuşma gecikmiş konuşma olarak adlandırılır. Bu, bir bakıma çocuğun bebeklik çağında geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birinde duraklayıp kalması yada o aşamalardan birine geri dönüş yapma halidir. C- KONUŞMA VE DİL BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAZI NOKTALAR 1. Çocukla konuşurken onu dinlerken gözlerine bakılmalıdır.(göz kontağı kurma) 2. Çocuk konuşurken ona dinlenildiği hissettirilmelidir. 3. Çocuğun sık kullandığı sözcüklere ilave sözcükler katılarak cevap verilmelidir. (genişletilmelidir)Örneğin “mama” dediğinde “daha mama mı istiyorsun?” gibi. 4. Günlük rutin işler sözel olarak ifade edilmelidir. 5. Çevredeki tüm canlı ve cansız nesneler isimlendirilmelidir. 6. Çocuğun sözel iletişim kurabileceği sosyal ortamlar düzenlenmeli ve başlangıç için çocuğun yanında olunmalı zamanla yanında olma süresi azaltılmalıdır. 7. İhtiyaçlarını, duygu ve düşüncelerini ifade etmesi için doğal durumlar yaratılmalı ve bu konular için çocuk desteklenmelidir. 8. Çocuğun yaptığı her türlü dil hatasının yanlış olduğu vurgulanmaksızın doğrusu söylenerek düzeltilmelidir.Örneğin çocuk “bu” dediğinde “Su mu istiyorsun?” “Peki sana su vereyim.” Gibi. 9. Çocuğun anlatmak istediği şeyi anlatmasına fırsat verilmeli, sözü kesilmemelidir. Fırsat verildiği halde anlatmıyorsa uygun bir sözel ifade ile geri iletim sağlanmalıdır. Örneğin; “Gezimizde gördüğümüz hayvanları çok sevdiğini mi söylemek istiyorsun?” gibi. 10. Yetişkin düzgün ve anlaşılır bir Türkçe kullanarak iyi bir model olmalıdır.
|
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 22 Eylül 2008 18:29 ) |






![]() | Bugün | 33 |
![]() | Dün | 84 |
![]() | Toplam | 11750 |
